Tuesday, May 19, 2015

19 Mayıs

Ortaokul’da Çocuk Bayramına mı Gençlik bayramına mı katılmamız gerektiğine dair kafa karışıklığı yaşasak ta her ikisini kutlamak için geçerli sebeplerimiz vardı. Kıyafetlerimiz bile ‘garson boy’ denen iki arada bir derede kalmış kalıptaydı.


Ailemiz için hala küçük bir çocukken öğretmenlerimiz ‘artık ilkokul çocuğu değilsiniz, büyüdünüz’ derlerdi.  Ama genç olduğumuzu ancak liseye geçince anladık. Ergen sivilceler, patates burunlar, erkeklerde kravat, kızlarda etekler;  ama genciz biz deli doluyuz, kurallara uyarmış gibi yaparız ama burnumuzun da dikine gideriz halleri takınırız. O gömleğin bir ucu mutlaka dışarı sarkıtılarak havalı göründüğü sanılmakta, okul hırkası yerine aynı renkte ama başka bir yerden alınmış bir hırka giyilmekte, kravat okul giriş ve çıkışlarında pantolon cebine gire çıka hırpalanmıştır. Okul kırma planları yapılmakta ve ders kaynatmak için ne gerekiyorsa yapılmakta ve her zaman kendi sınıfının Hababam Sınıfı olduğuna kendini inandırmakla geçmiş günlerdir o günler.  

Artık yeterince büyüdüğü ve bunların çocuk işi olduğunu düşünerek stadyum gösterilerinde yer alacaklarını öğrendiklerinde gereksiz bir tepki gösterip katılmak istenmese de, bazı derslere çalışmalara nedeni ile katılamayacaklarını kavradıklarında anda hevesle gösterilerde yer alma coşkusu baş gösterirdi.

Yine yeterince büyüdüğünü düşünerek törenlerden de kaytarma eğilimlerinin olduğu günlerdir. Bu törenlere katılmayan arkadaşlar,  seneler sonra bir araya geldiklerinde sohbet ederken diğer arkadaşları törende yaptıkları gösterileri, caddelerde katıldıkları kutlamalarda başlarından geçenleri anlatırken kendisi o gün ne yaptığını hatırlamamaktadır çünkü yeterince hikaye biriktirememiştir.

Zaten bize zorla yap denilmedikçe, sonunda bize not verilmedikçe, beden ve spor derslerini sadece kolay geçilesi dersler kıvamında görüp 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın ‘Gençlik’ kısmı ile övünürken ‘Spor’ kısmına ilgisiz kalışlarımız bundandır. Birer yetişkin olduğumuzda ‘en son koştuğum gün son beden dersindeydi, liseden beri voleybol oynamadım’ demelerimiz ondandır. 

Atatürk’ün gençlere bugünü armağan etme sebebini unutmamak gerekiyor. Bağımsızlığımızı sürdürebilmek için ülkemizi gençlere emanet etti; onların enerjisine, gücüne, cesaretine, aklına inandı. 

O yüzden sadece ‘Gençlik ve Spor’ olarak düşünmeden, bugünlere nasıl gelindiği hatırlanarak hepimizin sahiplenerek kutlanması gereken önemli bayramlardan biridir.

Gençlik günlerinizi hatırlamanız, ve yetiştireceğiniz genç nesillere daha iyi bir gelecek aktarmanız dileği ile bayramınız kutlu olsun.