Friday, May 02, 2008

SANAL ROPORTAJ - Bir Balerinin Hayati / B1



Ilk sanal roportajimi Istanbul Devlet Opera ve Bale'inde bale danscisi arkadasim Ece M. Vural ile yapiyorum. Bale ile ilgili herseyi anlatti. Bu bolumde Ece'nin baleye nasil basladigini okuyacaksiniz. Bence cok guzel bir hikayesi var. Hem komik, hem sasirtici.

Sahnede imrenerek seyrettigimiz o kugu gibi suzulen balerinlerin, o esneklige kavusmak icin aldiklari egitimleri ogrenecegiz.

Haydi piliyelerin derinliklerine dalalim bakalim. Ve son...ki-uc-dort...

Parmak Ucunda Yasam


N: Baleye kac yasinda basladin?

E: 11 yasında başladım ilk okulu bitirince.

N: Nasil basladin? Bu sadece cocukken yapilan hobi niteliginde miydi yoksa baleyi meslek olarak yapacagini bilerek mi basladin?

E: Yoldan gecerken balerin oldum :)

Gercekten yoldan gecerken balerin oldum. Yaşım zaten cok kücüktü. Ailemde de sanatcı yoktu. Sporla ugrasan bir aileydi. Ilkokulu bitirdiğim yaz başıydı. Abimle Beşiktaş’tan geciyorduk. (o zaman ben Besiktas’ın Besiktas oldugunu bilmiyordum tabi) Abim bir anda arabayı tam Deniz Müzesinin orada durdurup bana ‘Ece balerin olmak ister misin’ diye sordu. Ben kücük aklımla ‘nasıl yani’ dedim cünkü balenin bir meslek olabileceginin bilincinde değildim.

Abim konservatuarın sınavına kaydettiricem seni dedi ben yine kuş ufaklığındakı aklımla ‘o ne’ dedim. 'Sanat okulu, orada bale okucaksın' dedi. Bende tabi anlamıyorum cunku hic bu taraklarda bezim yok. Başka okula gidecek miyim ya da bu okulda diger derslerde okutuluyor mu gibi abimi bir sürü soru yagmuruna tuttum.

Sevgili abim, en buyuk aşkım, büyük bir sabırla beni sınava kaydettirecegini kazanırsam her dersin burada okutulacagını ama yanında da bale egitımi alacagimi sabırla anlattı. Hatta basarılı olursam üniversite sınavına bile girmeden direkt olarak üniversiteye girecegimi söyledikten sonra beni arabada bırakıp kaydımı yaptırdı. Eve döndügümüzde benim zaten aklım fikrim oyundaydi. Unuttum gitti. Abimde bir sure sonra okuluna Izmir’e döndu.

Aradan 2 ay gecti. Bir sabah annemin cıglıgıyla yataktan uyandım. ‘Kızım kalk, abin aradı. Senin bugun sınavın varmıs’ dedi. Ben o kücücük aklımı toparlamaya calısıp ayılmaya calısırken annem delirmis bir vaziyette beni soru yagmuruna tutuyordu.

‘Kızım nerede bu okul’… Ben o zaman Beşiktas’la Taksim’i ayırabilsem… Bir bizim evin adresini biliyorum! ‘Deniz kıyısında bir yerde abim arabayı park etmisti’ demekten baska birsey diyemiyorum.

‘Abinle nereye gittiniz, seni nerde kaydettirdi, Göksu cabuk 118 i arada su okulun yerini ögren, kızım sınava girecegin kagıtları abin yatagın altına koymus, Göksu su kagıtları bul, kızım niye bize söylemedınız’, diye bir sürü soru yagmuruna tutuluyorduk babam ve ben.

Annem bir taraftanda beni savura savura giydirmeye calısıyordu. Tabi cok önemli bir sorun daha vardı; sınavda ne giyecegim... Annem yanına bir kilot bir de atlet aldı temizinden. Ben aglıyorum bari deniz mayosu giyim diye.

Neyse, sonucta okuluda bulduk geldik sınava. Simdi daha buyuk bir sorun var karsımızda. 500 kişiden bir ben ic camasırıyla sınava giricem ve bale diye bir seyden bihaberim.

‘Baba, bu kişilerin hepsi bale biliyor, beni almazlar, hadi dönelim. Ben girmeyecegim bu sınava’ derken sınav kapısından, simdi adını vermiyim burda ögretmenlerden biri cıktı, o sırada babasının pacasına yapısmıs hadı dönelım diye cıgırtan beni görunce ‘pardon, noluyor?’ dedi. Babamda bizim kız sınava girmek istemiyor. Burada sınava gelen cocuklar gördugumuz kadarıyla egitimliler diye acikladi.

Ogretmende beni söyle göz ucuyla süzdükten sonra ‘sakın’ dedi. ‘Biz daha once bale yapmamıs cocukları tercih ediyoruz aslında cunku dısarda cok yanlıs egitim veriliyor’. Bana dönup sınava giriyorsun dedi ve bir dakika deyip onu beklememizi söyledı. Icerı girip cıktıktan sonra yanımıza gelip babamdan sınav kagıdını alarak kızınız simdiki grupla giricek kendi grubunuzu beklemeyin dedi. Beni icerdekı grup cıktıktan sonra ilk icerı giren grupla aldı.

Sınav sonucları 2 gun sonra acıklandıgında kazanmıstım. Ama hala balerin olacagımı kavramıs degıldım :)

Abimin beni baleye yazdırma fıkri ile ilgili olarak son bir not ekliyorum. Ben inanılmaz klasik muzik dinlerdim. Hala benim hayatımda klasik muzik baska bir noktadadır. Pazar konserlerini, Hikmet Simsek’i kalkıp seyretmem abimin cok dıkkatını cekmis. O yasta Mozart hayranı olup Cumartesı gecelerı dizi olarak yayınlanan Beethovan’ın hayatını gece yarılarına kadar seyretmem cok dikkatını cekmıs. Hatta bir Pazar beni klasık muzik esliginde dans ederken yakalamıs. Balerin olmamı en buyuk aşkım abime borcluyum.

N: Egitim sureci nasildi? Once ozel bale okullari ve sonra konservatuarla mi devam ettin?

E: Konservatuardan once bale okuluna gitmedim. Sadece annemin anlattıgı ama benim asla hatırlamadıgım bir hikaye var. Leventte Oya Bale kursu vardı. Daha ilkokula baslamadan once annem beni oraya göturmus. Dersin 3. dakikası anneme donup ben istemiyorum, sevmedim, hadi gidelim demisim. Hatta ertesi gun tekrar getirin bir daha deneyın demisler ve annem yine göturmus beni. Ama ben yine anne hadi yürü istemiyorum diyip cıkmısım dersten. Fakat cok ilginctir, bu olayı hic hatırlamıyorum. Direkt olarak bale benim icin konservatuarla basladı.

N: Egitimlerin asamalari nasil? Ulkemizde bale egitimi yeterli mi?

E: Ben Mimar Sinan Universitesi Devlet Konservatuarına girdim. Ben mezun olduktan sonra ismi degisti. Yeni ismi Mimar Sınan Universitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Devlet Konservatuarı oldu. Benim branşım MSÜ Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Bale Bölümüydü.

Türkiye’deki konservatuarlarda Müzik (vurmalı çalgılar, nefesli çalgılar, yaylı çalgılar ve piyano) ve Bale ilkokul egitiminden sonra kendi bunyesinde yetenek sınavı yapıyoyor. Ve eger ögrenci basarılı olursa 10 yıllık bir egitim sureci baslıyor. Ortaokul, lise ve lise sonda yapılan üniversiteye yeterlilik sınavından sonra 4 yıl üniversite.

Orta 1. sınıfı kolejlerdeki hazırlık gıbı düsünüluyor ve bununda sonunda cocuk daha ileriki yıllarda da basarılı olabilecek mi, yoksa bu cocugu bosuna harcamayalım dusuncesıyle yapılan bir eleme sınavı var. Hazırlık okutulmuyor. Zaten sanatcı egitiminde yeterince uzun bir egitim sistemi oldugu icin orta bır hazırlık sınıfı gibi düsünülmüş. Tiyatro bölumu, OSS diyorsunuz galiba, ilk sınavdan sonra yeterli dereceyi alırsa yetenek sınavına girip 4 yıllık ünıversiteyi okuyor. Operacılarsa yine OSS sınavından sonra girip 2 yıl hazırlık ve sonra 4 yıl ünıversite okuyorlar.

Okulum cok eglenceliydi. Bizim dönemimizde Fame (şöhret) diye bır dizi vardı. Okul ortamı aynen onun gibiydi. Bale egitimi yeterli mi hocasına gore degisir. Evet, bale yetenek işi ama ondan once akıl işi. Cocuk kücük yasta bir hocanın karsısına geliyor. Hocanın ögrettigi hersey kucuk yasta vucuduna oturuyor. Bunun icinde yanlıslıklarda dogrularda var. Bir cocugu egitmek balede cok buyuk bir sorumluluk.

Yurt dısında bunun icin ayrı branşlar var. Hocalık ve koreograflık üzerine. Ama Turkiye’de yok maalesef. Bir balerin profesyonel yasamı boyunca karsısında mutlaka onu yönlendıren calıstırıcı (repetitör) hocayla calısmak zorunda.

Mesela müzikciler evlerine dönup egzersizlerini, nota calısmalarını yapabilirler. Belli bir seviyeye gelince hatalarını kendileri duzeltebilirler. Müziklerine duygu katmaksa artık yetenek işidir. Ama balerinler vucutlarını tanıyıncaya kadar mutlaka calısmalarını hatalarını gören bir hocayla yapmasi lazım.

Profesyonel hayattaysa artık dans ederken yapamadıgı ve vucuda yerlesen yanlısları toparlamasını saglıcak bir repetitör olmalı. Dünyada da Türkiye’de de bir balerinin basarısı onu yetistiren kişinin başarısıdır. Bale cok disiplin ister tam bir asker olmak zorundalar. Gunde en aşagi 8 saatlik bir calısma gerektirir. Bu 12-16 saate cıkabilir.

Konservatuara girmekte cok zordur. Girdikten sonra mezun olmakta!

Ben balerin oldugum icin baleden söz edecegim. 12 kisi kazandık sınavı. Lise sonda 6 kişi kalmıstık. Unıversiteden 4 kişi mezun olduk. Hatta bir arkadasımız son sene okulun bitmesine 2 ay kala bıraktı. 3 kişi kaldık. Su an icin ise profesyonel olarak dans eden sadece ben varım. Bu diger branşlar icinde gecerli.

Dunyada da boyle ama orada cocuklara daha bir önem veriliyor. Daha cok sahip cıkılıyor. Psikolojık danısmanları, dietisyenleri, sakatlıklar icin olan doktorları var. Yanı şartları daha iyi. Bunlarıda yurt dısında egitim göeren arkadaşlarımdan biliyorum. Artı, artık teknolojı cok ilerledi, göruyorum da.

Aslında dunyada muzik ve baleden de bahsedicem. Egitim 8 yıl fakat bizdeki YöK sistemi icinde oldugundan dolayı 10 yıl. Bu arada yeni sistemi bilmiyorum. O ara bir ortalık karısmıstı cunku ilkokullar 8 yıllık egitim oldugu zaman konservatuar bir karıstı nasıl cözduler bilmiyorum :)
N: Tam olarak ne zaman balerin olunur?

E: Dedigim gibi 8 yıllık egitim yeterlidır ama Turkiye’de 10 yıl. Sonrası sana kalmıs. Calısır kendini kanıtlarsan yavas yavas yukselır ve roll seviyenide buyutmus olursun. Bu kişiye, aklına ve istedigi noktaya gore degisir. Kücük rollerde oynamak istiyorsa daha buyumek istemiyorsa oldugu noktada kalmakta kisiye baglı. Daha fazla calısıp yukselmek, solıst rollere cıkmak yada gruptada ilk tercıh edilen olmak, basrol arzusu varsa ona ulasmak…hepsı calısma ve kendısıne koydugu amaclarıyla ve aklını kullanmasıyla ilgili.

N: Balerin ayakkabilari olan pointe shoes cok ilgi cekiyor. Bir balerin ne zaman bu ayakkabilari giymeye baslar?

E: Bize orta 2'de giydirmislerdi. Ilk belli bir egitimi aldıktan sonra cocuk zaten hazırdır. Point giyme yaklasık 1-2 sene icinde olur ama onunda egitim sureci farklıdır tabi ki. Hemen ayagına giyer giymez harikalar yaratamaz. Pointi nasıl kullanmamız, kurdale dikimi (video), ayakta konturolu yine bale dersi gibi Point dersinde tek tek ögretilir. Artık dunyada bildigim kadarıyla hemen baslıyorlar giydirmeye. Bızım konservatuardada bu basladı galıba 2.aydan sonra hemen giydiriyorlar.

N: Ayakkabinin ozellikleri nelerdir? Dans ile ilgili filmlerde gordugumuz gibi balerinlerin ayaklarini incitir mi? Bu ayakkabilarla ilgili deneyimlerini anlatir misin?

E: Izmir’den mezun simdi sunucu olan bir bale egitimli arkadasımız -isim vermiyim- bir TV programında tahtadan yapılır demisti. Gülelim mi aglıyalım mı bizde bilemedik. O dönemde icler acısı bir durumdu. Bir baleci pointinin tahtadan yapıldıgını söylenirse bilen kişiler tarafından gülme konusu olur.

Point recine ve samanın sıkıstırılarak sertlestirilmesinden yapılır. Tabanı evet ilk göruste tahta sanılabilinir ama yine saman ve recinenın sıkıstırılarak duz taban haline getirildigi seklidir. Ucuda aynı maddedir. Sonra butun ayakkabı Amerıkan bezi dedigimiz o tarz kumaslarla kaplanır. En sonda saten pembe kumaş gelir ustune. Bunun icin özel egitimli işciler calısır ve cogunlukla elle yapılır.

Arkadasim Amerika’dan bir marka getirtmisti. Daha farklı bir maddeden yapılıyor. Eskidikten sonra merak edip pointı parcaladık. Plastık kullanılmıs yada bizim anladıgımız o. Bu tahta muhabbetine benziyor. Bu Amerika isi pointing tam icerigini -yalan söylemiyim- bilemicem.

Balecinin ayagı hemde fena incinir. Eger ayak fetisiysen balerinleren uzak durucan. Kırık parmaklar, deforme olmus, yamulmus parmaklar, nasırlar ve o nasırları olusturana kadar olan yaralar özellikle egitim döneminde kat kat olmus topuklar ve düşmekten artık kalınlasmıs yıne deforme olmus tırnaklar.

Gercek bir balerini ayaklarından tanırsın. Eger ayakları gercekten cok cirkin degil ama yaratık kıvamındaysa o gercek bir balerindir. Deneyim derken point cok acı verir ve bu yuzden balerinlerın acı ve ağrı eşigide yüksek olur. Benım 10 parmagımdan 9 u kırık mesela. Her doktora gidisimde bazen farklı doktorlar oluyordu ve hepsi rontgenden sonra ‘siz nasıl yuruyebiliyorsunuz boyle bir vakka yurüyemez’ diyorlardı. Turkiye’de bale sakatlıkları uzerene de bir doktor yoktu. Simdilerde var aslında bir-iki kişi. Bizlerden sonra tezlerini yurt dısında bale sakatlıkları uzerine yapanlar.

Konunun dısına cıkıyorum ama sunu belırtmek isterim; spor sakatlıklarıyla bale sakatlıkları cok farklıdır. Spor Allahın yarattıgı vucut uzerinde kaslar duz olarak calısarak (bir cok spor dalı daha dogrusu) olur.

Bir balerin kalca acma dedigimiz (strec degil bu, bizim paytak yurumemizden anla yani) butun hareketleri bacaklarımız, dizlerimiz, parmaklarımız öne bakarak degil yanlara bakarak yapmamızdan dolayı. Izledigin filmlerde dikkat et, dedigimi o zaman daha iyi anlayacaksın. Balerin bacagını öne kaldırdıgı zaman dizleri yana bakar. Sadece bununla kalsa…bu seklin ustune strec yaparak kasları o sekildeyken uzatmak ve birde parmak ucuna cıkınca tabı doktorlar anlıyamıyorlar yada verdikleri tedavi bize yetersiz kalıyor :)

N: Kimler bas balerin olabilir?

E: Aslında iyi bir egitimle, kafasınıda kullanıyorsa dans ederken ruhunuda veriyorsa bana gore herkes olabilir. Bu göreceli bir kavram. Dedigim gibi akıl işidir bale. Verileni dogru alırsan, beyninle vucuduna hukmedebiliyorsan olur ama ben ne yetenekler gördum yoklar yada senden balerin olmaz dedikleri kisiler basrol oynadılar. Banada bunun kapasitesı bu kadar daha fazlası olamaz diyen bir hocam tükürdügünü yaladı. Dans eden tek ögrencisi benım. Birde prima balerina cok farklı bir kavram. Herkes her basrolu oynayamaz. Prima her rolu oynayabilendır. Bunlar zaten cok ayrıcalıklı insanlar.

Yeteneklerini dogru kullanmıs kişiler. Mesela sahnede Kugu Gölu, Oddette ve Odille oynuyor bas danscı. Ben, kısa boylu bir danscı ne kadar yeteneklı olursa olsun görmek istemem. Boynu, uzun bacakları, tay gibi kolları kanat gibi birini seyretmek isterim. Tabiki kısa boylu yada bacakları daha kaslı biride bunu oynayabilir. Hemde cok guzel oynar ama iınde bir kugu degildir. Bunlar benım sahsi fikirlerim. Sımarık kız balesinde de Mary’i kısa boylu zıplamaları ve dönuslerı kuvvetlı bitirim tipli bır kızi oynamalı. Yanı anlıyacagın her rolun adamı farklıdır.

Iyi balerın her rolun ustesınden gelir. Ister kısa, ister uzun, ister adajıo danscı, ister allegro danscı olsun ama prima balerina olabilmek cok zordur. Dunyadada basrol danscısı cok ama prima cok azdır. Turkıyede Meric Sumen ve Hulya Aksular primadır ama benim favorim Ayfer Zeren’dır.

N: Gosterideki diger balerinlerede ayri bir unvan verilir mi?

E: Kordo bale
1.solist (eserdekı basrol danscıları dısında yapılan tek dans bölumlerını yapanlar)
2.solist (2li ve 3lü dansları yapanlar)

N: Kadrolar nasil olusturulur?

E: Koreograf gelip dersi izler. Daha sonra bizim baskoreografımız, yani basımızdaki müdür diyelim, buna ve calıstırıcılarında yardımıyla kim neyi yapar kim neyi yapamaz gibi bir toplantıdan sonra lısteler asılır. Kim neyi oynuyor listesi. Bizde gider nereye hangi rollere yazılmısım diye bakarız. Solist rol aldıysak seviniriz yada almadıysak eger, onu araya yazmıs beni yazmamıs dıye kızar sinirlenir aglarız :)

N: Secmelerde nelere dikkat edilir?

E: Turkiye’de artık bizler kendimizi biliyoruz zaten kafamızda bizi yada beni nereye yazarlar hangi rolu verirler bir tahmin yurutebiliyoruz. Cunku yıllardır calıstırıcılarımızda, bizde neyi yapıp neyi yapamıcamızı biliyoruz.

Fakat sana bir hıkaye anlatayım. Dunyada artık o kadar cok iyi danscı, varki özellikle company secmelerinde gruba eleman alma secmelerinde cok enteresan olaylar oluyor. Bunu bana su anda Almanyada cok iyi bır company'de dans eden bir arkadasım anlattı.

Bir sınava giriyor. Erkek danscı alıcaklar ve son elemede benim arkadas. Gecemiyor ama kalıp son turu izliyor. 2 cocuk var sınavda. Ikiside cok iyi dans ediyorlar. Biri teknik anlamda bana gore ve benim gibi seyreden bir cok kisiye gore biraz daha iyi ama company bas koreogrfı onu degil digerini yanı iyi olanı degil ötekını alıyor. Neden onu sectın diye soruyorlar adama. Adamda yeterince iyi danscım var. Bu cocukta cok iyi ve elleri daha guzel. Benım guzel eli bır danscıya ihtiyacım vardı diyor. Yanı sekerim dünya olayı aşmıs durumda artık. Herkes o kadar iyi ki adam secerken kasına gözune sac rengıne falan bakılıyor :)

Devam edecek...

9 Yorum:

Ebruli said...

Merhaba Nilly;
Önce arkadaşın Ece'ye teşekkür etmek istiyorum. Baleyi, balerinlik mesleğini çok güzel, akıcı bir dille anlatmış.Okurken çok büyük keyif aldım...

Ayrıca;
-Point shoes'ların reçine ve samanın sıkıştırılmasıyla yapıldığını,
-Prima balerin'in ,bale mesleğinde ne önemli bir ünvan olduğunu,
-Balerinlerin maalesef, meslekleri yüzünden ne kadar acı çektiklerini ve ayaklarının nasıl deforme olduğunu,
-Kısaca ne kadar zor ve ne kadar çok emek isteyen bir meslek olduğunu,
Ece'nin ve senin, ikinizin sayesinde öğrenmiş oldum...

Ece'nin anlattığı şu cümleyede bayıldım, çok hoştu;
"Annem yanına bir kilot, bir de atlet aldı.Ben ağlıyorum bari deniz mayosu giyim diye"

nilly said...

Tesekkurler Ebruli. Bende bilmedigim bir suru sey ogrendim. balerinligin uzaktan goruldugu gibi olmadigini, her guze seyin bir cilesi oldugunuda ogrenmis oldum :)

Biyonikkedi said...

Vauvvvv
Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş demek ki.Eceye tebrikler,alkışlar!

Yalnız acele etme,2-3 gün kalsınlar blogunda lütfen.Bu benim 2.okuyuşum ve ancak özümsedim bazı yerleri.İlk kez duyunca,güme gitmesin yani.

Gogılda pipi kuku arayanlara bir nevi hizmet.Belden aşağı bakacaklarına belden yukarıya baksınlar,beyin var orda beyin!

Daha farklı meslek gruplarının da bekliyoruz bayan Nilly.Klasik mesleklere hayır:)

nilly said...

Biyonik hanimcim sayenizde insallah baska mesleklerede el atacagim :) Ikinci bolumde de guzel bilgiler var. Birkac gun sonrada onu eklerim.

zilsizzarife'nin yeri said...

Nasılda uzun uzun ayrıntılarıyla anlatmışsın Nilly'im.Yazdıklarını okuyunca balerin olasım geldi nedense:)

prudence said...

bende bale egitimi aliyorum. orta 1 de konservatuari kazanmis olmama ragmen yollamadi ailem. Okumak gercekten cok tanidik geldi cekilen acilarin sahnede aslinda cok kolaymis gibi gosterilmesine ragmen balenin gercektn cok zor ve yogun bir egitimi oldugunun anlatilmasina sevindim. tessekurler

nilly said...

Sevgili prudence, bende bu kadar zahmetli olduğunu hiç tahmin etmemiştim. Sizin konservaturar gidememinize üzüldüm. Keşke aileler biraz daha anlayışlı olsalar.

Arkadaşım sayesinde detayları biraz öğrenmiş olduk hep beraber. Buradan bilgiye ulaşanlar varsa çok mutlu olurum. Size bale yaşamınızda başarılar dilerim.

Anonymous said...

Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.

nilly said...

Merhaba Sevgi,

Güzel yorumun için teşekkür ederim. Ben son zamanlarda epeyce ara verdim yazmaya. Twitter var fakat orda da aktif değilim şu anda. Ana sayfadaki follow kısmından takip edebilirsin şimdilik. Teşekkürler